nvryc hakkında

Çocukluğundan beri en büyük keyfi kelimeler ile uğraşmak olan nvr kişisi ilk yazdığı yazıyı hatırlamamakla birlikte uzun zamandır bir şeyler yazmayı deniyor. Her seferinde "ya bu olmadı sanırım çok komik" dese de içinden bir ses birgün yazabileceğini ona söylüyor.

Kıskanan İnsan Çok Mu Sever?

Günümüzün en anlamsız sorularından biri ile karşı karşıyayız. Size de sıklıkla sorulan bir soru. “Kıskanan İnsan Çok Mu Sever?”. Size de çok saçma geliyor değil mi? Seven insan elbetteki kıskanır ancak kıskançlık kesinlikle ama kesinlikle bir sevgi ölçütü değildir. Sebepleri de belli başlı şeylerdir. Kıskançlık kısıtlamak değildir. Şehirler arası bir ilişki yaşıyorsunuz diye düşünelim ve sevgililer günü yaklaşıyor. Sevgiliniz size bir hediye alamadı henüz ama biliyorsunuz ki bu sevgililer gününde de güzel bir sevgililer günü hediyesi sizin olacak. Hediyenizin geleceği günü iple çekiyorsunuz. Siz başka şehirdesiniz diye sevgilinize bu günü zehir etmeye hakkınız ne yazık ki yok. Sizin evde oturup televizyon izlemeniz onunsa o akşam arkadaşları ile playstation oynaması, sizin sık sık mesaj atmanız, eve gitmesini söylemeniz sizin onu daha çok sevdiğinizi göstermiyor. Aksine sizin onun hayatını kısıtladığınız anlamına geliyor.

Kıskanan Bir Sevgili

Bir başka örnek verecek olursak eve giriş ve çıkış saatleri belirli olan bir kızın sırf dışarı çıkamadığı için akşam saat dokuza kadar çalışan ve iş çıkışı arkadaşları ile bir yerlerde bir şeyler içen erkek arkadaşına geceyi zehir edecek derecedeki kıskançlığı da sevgi boyutunu göstermez. Bunun lugattaki tek karşılığı bencilliktir. Her zaman savunduğumuz gibi gerekli saygı olduğu sürece tüm ilişkilerde her iki tarafında özel hayata ihtiyacı vardır.Ha ben bunu anlamam, ben ne dersem onu yapacak çünkü ben görüyorsunuz onu çok kıskanıyorum, çok seviyorum diyorsanız şimdi olmasa bile en kısa zamanda mutlaka bir sorun ile karşılaşacaksınız. Kimse size sevgilinizi başka biri ile paylaşın demiyor ancak berabersiniz diye de hiç kimse size karşınızdaki insanın hayatına sonsuz karışma hakkı tanımıyor. Aşırı kıskançlığın sevgi ile alakası var yok orasını düşüneceğinize aşırı kıskançlığın ilişkiyi yıpratıp yıpratmayacağını düşünmelisiniz. Kıskanın elbette ama mantıklı şeylerden kıskanın. Bir erkeği fotoğraf makinesinden kıskanmanız sizin sevginizin boyutunu göstermez ya da bir kız arkadaşınızı pembe diziden kıskanmanız sizin sevginizin boyutunu göstermez. Hayatınızı zindan etmeyin lütfen. Her şeyi kafanızda büyütüp karşınızdakine de saldırmayın, ilişkinizi doyasıya yaşayın. 🙂

Sevgiliye En Nostaljik İletişim; Mektup

Hızla gelişen teknolojinin ilişkilere katmış olduğu bir sürü güzel şey var. İstediğiniz an sevgilinizin sesini duyabilir, ona kısa mesaj atabilir, fotoğraf paylaşabilir ya da görüntülü arama bile yapabilirsiniz. Bu da sizin özleminizi biraz olsun azaltabilir. Yani teknoloji dozunda kullanıldığında anlatıldığı gibi kötü sonuçlara sebep olmaz. Düşünsenize sevgililer günü yaklaşıyor sevgilinize hediyeyi bile teknolojinin nimetlerinden yararlanarak alacaksınız. En güzel sevgililer günü hediyesi diye aratacaksınız ve karşınıza çıkan bir sürü hediye sevgiliniz için sizin bir tık ötenizde olacak. Muazzam bir şey! Yıllar önce düşünseler herhalde bu kadar hızlı gelişeceğine inanmazlardı teknolojinin.

İletişimlerin En Samimisi; Mektup

Yıllar önce demişken… Sizin ilişkiniz ne kadar süredir var bilmiyoruz ancak bildiğimiz bir şey varki önceki yıllarda ( baya bir önceki yıllarda yani on sene öncesi değil) sevgililer mektuplar ile haberleşirmiş. Ne romantik, ne asil bir haberleşme biçimi değil mi? Mektubu yazıyorsunuz ve heyecanla okuyacağı günü bekliyorsunuz. Okuyup okumadığını dahi bilmeden hayaller kuruyorsunuz ve mektubunuza cevap gelince sevinçten çılgına dönüyorsunuz. Bunu şimdiki zamanda olan ilişkinizde yapmaya ne dersiniz? Tamam şimdiki posta hizmetleri eskiye nazaran çok daha iyi ve hızlı ancak mektubun tadı ilişkiniz için çok farklı olacak. Teknoloji kullanmadan, kağıt ve kalemin o müthiş uyumu ile içinizden geçen cümleleri kağıda dökerek sevgilinize yolladığınızı bir an hayal edin? Küçücük bir hediye ile mutluluktan havalara uçan sevgilinizi düşünün şimdi bir de? Müthiş bir fikir değil mi? Öyleyse ne duruyorsunuz. En güzelinden bir mektup yazmak için hemen elinize bir kağıt bir kalem alıyorsunuz ve başlıyorsunuz sevgilinize mektup yazmaya. İster eğlenceli bir şey yazın isterseniz romantizmin doruklarında cümleleri peşi sıra dizin görebileceğiniz tek bir şey var, o da kız arkadaşınızın çok mutlu olacağı. İddia ediyoruz ki bu jestiniz karşılıksız kalmayacak ve belki telefon ile haberleşmeye kısa bir ara bile verebileceksiniz.Sevgilinizin uzun yıllar saklayacağı güzellikteki bu jestiniz ile onu bir kez daha tavlayacaksınız. Ek olarak mektubun yanında bir de çiçek yollarsanız değmeyin sevgilinizin keyfine. Efsane olacaksınız!

Erkeklerin Evlenmekten Korkma Nedenleri

Güzel giden bir ilişkiniz var, güzel düşünceleriniz, güzel planlarınız var. Her geçen gün aşkınız, sevgiliniz devleşiyor. Her özel günü fırsat belliyorsunuz bunun için. Normalde en kötü ihtimalle ayda bir birbirinize hediye alıyorsunuz ve süslüyorsunuz ilişkinizi. Sevgililer gününde ise daha özenli davranıp, sevgililer günü hediyeleri arasından en özel olanlarını seçiyorsunuz birbiriniz için. Her şey tam yolunda ilerliyorken bir şey takılıyor aklınıza. Erkek arkadaşınızın neden ilişkinizi bir kademe ileriye götürmediği. Bunun nedenleri çoğu zaman çok karışık olabilmekle beraber sevgilinizi ne kadar tanıdığınız ile de alakalı bir durum. Erkekler doğaları gereği korkak değiller aksine cesurlardır. Hele ki aşık bir erkeğin şu hayatta yapamayacağı hiçbir şey yoktur. “Peki neden halen evlilik lafı açmıyor?” sorunuzu yeniden duyuyoruz. Birazcık açıklayalım istedim.

Erkekler Korkak Mıdır?

Erkekler kadınlar gibi hayal dünyasında çok yaşamazlar. Ayakları kadınlara göre daha çok yere basar ve bu yüzden ilişkilerini iyice ince eleyip sık dokurlar. Sebepleri arasında evliliğe saygı duymalarıdır. Bir erkek ailesinden ne gördüyse ona göre hareket ederek bir ilişki yaşamak ister. Mesela kirada büyümüş bir erkek çocuğunun hayali bir ev almak olabilir. Maddi imkansızlıklar yüzünden birçok şeyi yarım kalmış olan bir erkek çocuğunun da maddi bir güce erişmeden evlenmeyi düşünmemesi çok normal karşılanabilir. Sizin üzerinize düşen çok fazla bir şey ne yazık ki yok. Bunu çözebilmek için sadece zamana ve beraber olmaya ihtiyacınız var. Bir başka neden ise kendini psikolojik olarak hazır hissetmemesi olabilir. Sonuç itibariyle biri ile bir evi, bir hayatı paylaşmak düşünüldüğü kadar kolay değildir ve ayakları yere basan erkek arkadaşınız bunun farkındadır. Bu da zamanla çözülebilecek bir durumdur. Bir diğeri ise erkek arkadaşınızın doyumsuzluğu olabilir. Sizi bir köşede tutarak hayatını doyasıya yaşamak adına bu durumunu “Evlilikten korkuyorum” cümlesi ile kamufule edebilir. Unutmayın hiç kimse hiç kimseye alanen “Ben seninle sadece vakit öldürüyorum” demez, diyemez. Bunu diyen insanları daha en başından hayatınızın merkezine koyduysanız zaten sizin için hayat ciddi anlamda zor olacaktır.

Tavsiyemiz şudur ki; erkek arkadaşınızın bu korkusunu ona zaman tanıyarak rahatlıkla yenebilirsiniz. Yapmanız gereken her koşulda onun yanında olduğunuzu hissettirmek olacaktır. Göreceksiniz ki erkek arkadaşınız bu korkusunuz çok uzun bir zaman geçmeden yenmiş olacak ve hayalini kurduğunuz evlenme teklifini alacaksınız.